25 Aralık 2010 Cumartesi
HESAP YAPAN MOLEKÜL!
Molekül toplaması-çıkarması istenen veriyi kimyasal yolla alıyor. Yanıtını ışık veya kimyasal yolla veriyor. Bu yanıtı diğer moleküller de algılayabiliyor.
TÜBİTAK ödüllü Prof.Dr. Engin Umut Akkaya, ‘toplama çıkarma yapan molekül’ sentezledi. Prof. Dr. Akkaya,hayal sınırlarını zorlayan çalışmasıyla maddenin en küçük yapı taşlarından olan molekülleri, matematiksel işlem yapabilir hale getirdi. Molekül, süper bilgisayarın ve programlanabilir robot ilaçların önünü açtı
Bugünkü silikon bilgisayar çipleri yerine ‘nano’ boyutta bilgisayar işlemcileriyle çalışan süper bilgisayarların alması, bilim ve teknoloji dünyasında hararetle konuşulan konular arasında. Akkaya’nın çalışması da işlemcileri moleküllerden oluşan bu süper bilgisayarların hayal olmadığını gösterdi. Prof. Dr. Akkaya, toplama çıkarma yapabilen molekülüyle ‘akıllı ilaç’lar alanında da heyecan yarattı. Prof. Dr. Engin Umut Akkaya, çalışmasını özetle şöyle tanıttı:“Dünya genelinde moleküllerle elektronik devre kurmak üzerine çalışmalar yürüten başka araştırmacılar da var. Ekip uzun yıllar süren araştırma sonucu moleküller dünyasıyla makroskopik dünya arasında ışık aracılığıyla iletişim kurabilen bir dizi molekül geliştirmeyi başardı.Geliştirilen molekül, kimyasal yollarla çinko ve kadmiyum gibi iyonları ‘input’ (girdi) olarak işliyor.Bu molekül, belirli dalga boylarında (farklı renklerde) ışık verebiliyor. Toplama ve çıkarma yapması için gerekli input (girdi) kimyasal olarak verilebiliyor, output (çıktı) ise ışık ya da kimyasal formda olabiliyor. Yaklaşık 0.1 nanometreküp hacimindeki floresan özellikli molekülümüz şu an sadece toplama-çıkarma yapabiliyor. Molekül üzerinde ileride, şifreleme de dahil olmak üzere çok daha geniş alanda uygulamalar geliştirilecek.”
16 Aralık 2010 Perşembe
NOBEL KİMYA ÖDÜLÜ ÜÇE BÖLÜNDÜ..
Nobel Kimya Ödülü, polimer plastiklerdeki elektrik geçirgenliğiyle ilgili çalışmalarıyla ABD'li Alan Heeger (64) ile Alan Macdiarmid (73) ve Japon Hideki Şirakava (64) arasında paylaştırıldı.
İletken plastikler, fotoğraf filmleri için antistatik maddelerde, elektromanyetik radyasyondan korunmak için bilgisayar ekranlarına konulan filtreler ve güneş ışığını engelleyen "akıllı" pencerelerde kullanılıyor. Ayrıca yarı iletken polimerler, son zamanlarda ışığı emen diyotlarda, güneş enerjisiyle çalışan piller ve cep telefonlarıyla küçük televizyonların ekranlarında geliştirildi. İletken polimerlerle ilgili çalışmaların ayrıca, moleküler elektronik alanındaki hızlı gelişimle de yakından bağlantısı bulunuyor. Gelecekte bireysel moleküllerden oluşan transistörler ve diğer elektrikli cihazlar üretilebilecek ve bu sayede bilgisayarların hızı arttığı gibi boyutları da küçülecek. Üç bilim adamı, ince polietilen filminin, iyot buharından geçirilerek "oksitlenmesiyle" bu plastiğin "1 milyar kat daha yüksek nitelikte elektrik geçirgenliği (iletkenliği) kazandığını" kanıtladılar. Bu "görkemli" buluş sayesinde birkaç yıl içinde ışığı emen diyotlar (LED) filmine dayanan düz ekran televizyonlar, parlak trafik ışıkları, işaret levhaları ve ışığı emen duvar kağıtları hayatımıza girecek.
İletken plastikler, fotoğraf filmleri için antistatik maddelerde, elektromanyetik radyasyondan korunmak için bilgisayar ekranlarına konulan filtreler ve güneş ışığını engelleyen "akıllı" pencerelerde kullanılıyor. Ayrıca yarı iletken polimerler, son zamanlarda ışığı emen diyotlarda, güneş enerjisiyle çalışan piller ve cep telefonlarıyla küçük televizyonların ekranlarında geliştirildi. İletken polimerlerle ilgili çalışmaların ayrıca, moleküler elektronik alanındaki hızlı gelişimle de yakından bağlantısı bulunuyor. Gelecekte bireysel moleküllerden oluşan transistörler ve diğer elektrikli cihazlar üretilebilecek ve bu sayede bilgisayarların hızı arttığı gibi boyutları da küçülecek. Üç bilim adamı, ince polietilen filminin, iyot buharından geçirilerek "oksitlenmesiyle" bu plastiğin "1 milyar kat daha yüksek nitelikte elektrik geçirgenliği (iletkenliği) kazandığını" kanıtladılar. Bu "görkemli" buluş sayesinde birkaç yıl içinde ışığı emen diyotlar (LED) filmine dayanan düz ekran televizyonlar, parlak trafik ışıkları, işaret levhaları ve ışığı emen duvar kağıtları hayatımıza girecek.
10 Aralık 2010 Cuma
MADE İN TURKEY 'STENT' GELİYOOR!
Türk bilim adamları, damarlardaki tıkanıklığı önlemek amacıyla nano-teknoloji ürünü stent üretecek. Böylece organik maddelerin kandaki geçişini rahatlatarak tıkanmaları engelleyecek ve ayrıca kandaki ani pıhtılaşmanın önüne geçilecek. Tanesi 5 bin doları bulan stentler Türkiye'de üretileceği için, yurtdışına bağımlılık önlenerek milyonlarca dolar ödemeye gerek kalmayacak.
EN KISA SÜREDE ÜRETİME GEÇİLECEK
Akdeniz Üniversitesi Kampusu'nda bulunan Antalya Teknokenti'nde gerçekleştirilecek proje hakkında bilgi veren Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, çalışmaların birkaç gün içinde başlayacağını söyledi. Arpaç, "Proje hazırlık aşamasında. İlk olarak laboratuar çalışmaları tamamlanacak. Ardından hayvanlar üzerinde deneyi gerçekleştirilecek. Uygun sonuçları aldığımız takdirde klinik deneylere geçeceğiz. Bu medikal malzeme Türkiye için çok büyük bir ihtiyaç. En kısa sürede üretime geçmek istiyoruz" dedi.
PIHTILAŞMAYI VE TIKANMAYI ÖNLEYECEK.Prof. Dr. Arpaç nano-teknoloji ürünü stentlerle ilgili şu bilgileri verdi: "Damarlarda gelişen darlıklar, kan akımını engeller. Stentler bu darlıkların tedavisi için kullanılır. Arter bölgesine yerleştirildikten sonra yabancı bir cisim gibi düşünüldüğü için kandaki pıhtılaşmadan sorumlu hücreler (trombositler) stent yüzeyine yapışır ve burada büyüyerek pıhtı oluşturur. Bu olay devam ederse stent pıhtı ile tıkanır. Bu oldukça tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bu olayın olma oranı yüzde 1- 2 civarındadır. Nanoteknoloji ürünü stentlerle kandaki pıhtılaşmanın ve tıkanmanın önüne geçmeyi planlıyoruz" dedi.
EN KISA SÜREDE ÜRETİME GEÇİLECEK
Akdeniz Üniversitesi Kampusu'nda bulunan Antalya Teknokenti'nde gerçekleştirilecek proje hakkında bilgi veren Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, çalışmaların birkaç gün içinde başlayacağını söyledi. Arpaç, "Proje hazırlık aşamasında. İlk olarak laboratuar çalışmaları tamamlanacak. Ardından hayvanlar üzerinde deneyi gerçekleştirilecek. Uygun sonuçları aldığımız takdirde klinik deneylere geçeceğiz. Bu medikal malzeme Türkiye için çok büyük bir ihtiyaç. En kısa sürede üretime geçmek istiyoruz" dedi.
PIHTILAŞMAYI VE TIKANMAYI ÖNLEYECEK.Prof. Dr. Arpaç nano-teknoloji ürünü stentlerle ilgili şu bilgileri verdi: "Damarlarda gelişen darlıklar, kan akımını engeller. Stentler bu darlıkların tedavisi için kullanılır. Arter bölgesine yerleştirildikten sonra yabancı bir cisim gibi düşünüldüğü için kandaki pıhtılaşmadan sorumlu hücreler (trombositler) stent yüzeyine yapışır ve burada büyüyerek pıhtı oluşturur. Bu olay devam ederse stent pıhtı ile tıkanır. Bu oldukça tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bu olayın olma oranı yüzde 1- 2 civarındadır. Nanoteknoloji ürünü stentlerle kandaki pıhtılaşmanın ve tıkanmanın önüne geçmeyi planlıyoruz" dedi.
5 Aralık 2010 Pazar
Almanya'da Moleküllerle Çalışan Bilgisayar Geliştirildi !!
Alman Bild der Wissenschaft dergisinin haberine göre, Amerikalı kimyacı James La Clair Berlin`de, gazların yardımıyla iki durum arasında değişebilen moleküllerle çalışan bir bilgisayar geliştirdi.
Normal bilgisayarlarda milyonlarca minik transistörler ``aç-kapa`` hareketiyle doğru hesapları sağlarken, yeni bilgisayarda özel olarak oluşturulan moleküller bu transistörlerin yerini alıyor.
La Clair, bu teknoloji sayesinde ileride düşünmek için yalnızca gazlara ve ışığa ihtiyaç duyacak bilgisayarlar geliştirilebileceğini bildirdi.
Amerikalı kimyacı tarafından geliştirilen ve SENSI ismi verilen bu molekül, azotlu ortamda fosforlu gibi aydınlanıyor ve karbondioksit içinde yeniden sönüyor.
La Clair, SENSI`nin günlük hayatta karşılaşılan gazlarla çalışan ilk moleküler şalter olduğunu belirtti.
Birçok bilim adamı, atomları tek tek, elektrik, ışık ve ısı değişimiyle şalter durumuna getirmek için çaba harcıyor.
- SENSİ - SENSI molekülü, birbirine paralel veya karşı karşıya durabilen bir dizi tekerlek gibi görünüyor. Azotlu ortamda, lazer ışınıyla uyarılması halinde ışımaya başlıyor.
Azotun yerini karbondioksit aldığında ise molekül ``kapalı`` konumuna geçiyor ve sönüyor.
Diğer araştırmalara oranla SENSİ molekülünde açma kapama durumu her bir molekülde görülebiliyor. Bu da, bugün kullanılan bilgisayarlardan çok daha küçüklerinin yapılabileceğine işaret ediyor.
Normal bilgisayarlarda milyonlarca minik transistörler ``aç-kapa`` hareketiyle doğru hesapları sağlarken, yeni bilgisayarda özel olarak oluşturulan moleküller bu transistörlerin yerini alıyor.
La Clair, bu teknoloji sayesinde ileride düşünmek için yalnızca gazlara ve ışığa ihtiyaç duyacak bilgisayarlar geliştirilebileceğini bildirdi.
Amerikalı kimyacı tarafından geliştirilen ve SENSI ismi verilen bu molekül, azotlu ortamda fosforlu gibi aydınlanıyor ve karbondioksit içinde yeniden sönüyor.
La Clair, SENSI`nin günlük hayatta karşılaşılan gazlarla çalışan ilk moleküler şalter olduğunu belirtti.
Birçok bilim adamı, atomları tek tek, elektrik, ışık ve ısı değişimiyle şalter durumuna getirmek için çaba harcıyor.
- SENSİ - SENSI molekülü, birbirine paralel veya karşı karşıya durabilen bir dizi tekerlek gibi görünüyor. Azotlu ortamda, lazer ışınıyla uyarılması halinde ışımaya başlıyor.
Azotun yerini karbondioksit aldığında ise molekül ``kapalı`` konumuna geçiyor ve sönüyor.
Diğer araştırmalara oranla SENSİ molekülünde açma kapama durumu her bir molekülde görülebiliyor. Bu da, bugün kullanılan bilgisayarlardan çok daha küçüklerinin yapılabileceğine işaret ediyor.
30 Kasım 2010 Salı
ASPİRİN EFSANESİ ÇÖKÜYOR MU?
Kimyager Feelix Hoffman ‘ın asetilsalisilik asit üretmesiyle aspirin ortaya çıkmıştır ve asetilsalisilik aspirinin hammaddesidir.Kaynağı ise söğüt ağacıdır.Bilinen yanlışlardan ilk olarak kalp krizi ve felçteki rolü hatırlanıyor.Hatta bazı kanser türlerindeki önleyiciliği dile getiriliyor.Hamile bayanları tehdit eden ,prematüre ve ölü doğumlara sebep olan ‘preeklempsi’yi önlemede de yardımcı tek ilaçtır.
İstanbul-Avrupa Kardiyoloji Kongresi’ne sunulan araştırmaya göre sağlıklı insanların kalp krizi ihtimaline karşı her gün bir Aspirin alması,bilinenin aksine yarardan çok zarar getiriyor.Edinburgh Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda,8 yıl boyunca günde birer tane Aspirin alan denekler arasında görülen kalp krizi ve felç vakalarında almayan deneklere göre kayda değer bir düşüş görülmedi.Aksine Aspirin alanların bir kısmı mide kanamasından hastanelere kaldırıldı.Mide duvarını koruyan mide salgısının yapısını bozar, onun koruyucu etkisini ortadan kaldırarak tahriş eder ve kanamalara,ülsere sebep olur.
İskoçya’nın Edinburgh kentinde bulunan Kalp ve Damar Hastalıklarını Önleme Merkezi Doktorlarından Prof.Dr.Gerry Fowkes,Aspirin ‘i kimseye önermediğini belirtti.Oxford Üniversitesi’ndeki bilim adamları herşeye rağmen Aspirin’in kalp krizi riskini bir şans bile olsa azaltabileceğini fakat mide kanaması riskini arttırabileceğini belirtti..
27 Kasım 2010 Cumartesi
KOZMETİK SEKTÖRÜ VE KİMYAGERLİK
Kimyagerlerin kozmetik üretimi yapan işletmelerde ‘Mesul Müdür’ olabilmeleri,6269 sayılı Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği hakkındaki kanunla verilmiş Anayasal bir hak olup,5354 sayılı kozmetik kanununda bu yetki belirtilmiştir.Ancak,kimyagerlerin sorumlu teknik eleman olabilmeleri için 2 yıl fiilen kozmetik sektöründe çalışmış olma zorunluluğu getirilmiştir.Bu zorunluluk kimyagerlik mesleği ve ruhu açısından sıkıntılar getirmektedir.
Türkiye ‘deki kozmetik –deterjan sektörü ülke kimya sanayisinin %12 lik kısmını oluşturmakta.Ülkemizde kozmetik üretiminin daha nitelikli olması için üretimden sorumlu teknik kişiler üretime tam anlamıyla hakim olmalı ve kimyasal olayları takip ve kontrol edebilir olmalıdır.
Kozmetik üretiminde kullanılan hammaddelerin çoğu ithal edilmekte ve bu ülke ekonomisi için büyük kayıptır. Halbuki bu maddeler ülkemiz koşullarında üretilebilir.Kimyagerler bu konuda gerekli eğitime sahiptirler.Ayrıca daha iyi üretim için yeni yüzey aktif madde tasarımı gereklidir ve bu da Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları ile mümkündür.
Türkiye Kimyagerleri Meslek Örgütü bunlar gibi birçok öneri dile getirmiştir.
18-19-20 Şubat 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek 1.Kozmetik Kongresi ne katılım bu sektör adına çok yararlı olacaktır.Detaylı bilgiye verdiğim link ten ulaşabilirsiniz..
26 Kasım 2010 Cuma
KOMPOZİTİN ZIRH GÜCÜ
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK)roketlere karşı üstün koruyuculu ‘kompozit zırh’geliştirdi.
Bu silahın içindeki bakır huzme,büyük bir basınçta gördüğü her katı cismi sıvı gibi algılıyor.Yani onların içinde,sanki sıvının içinden geçer gibi geçiyor.Yani maddenin artık dördüncü haline geliyor.Sıvı haldeki bakır huzme zırha çarptığı anda sapıyor.Yani delme,tahrip işlemi körelmiş oluyor ve zırh sisteminin içine hapsediyor,arkaya geçemiyor ve tahribat yapamıyor.İlkeleri ise,buluş sahiplerinin tamamen yerli mühendis ve kullanılan maddelerin de yerli olması.Ürünler, tamamen Türkiye ‘den temin edilebilir malzemeler kullanılarak geliştirilmiş. Bilgiyi paylaşan Kimya Bilgisi Bankası ‘na teşekkürler ..Videoya Kimya Bilgi Bankası nın facebook sayfasından ulaşabilirsiniz..
25 Kasım 2010 Perşembe
ANTİOKSİDAN
Son yıllarda fark ediliyor ki kansere vb.hastalıklara yakalanma oranlarında artış görülüyor.Tıp,bir yandan bu hastalıkların tedavisinde yeni olanakları araştırırken öte yandan da bu hastalıkları önleme yolunda çalışmalar yapmaktadır.
Antioksidanlardan çok bahsediliyor.Peki Antioksidan nedir?
Vücudumuzda üretildiği gibi dışarıdanda alınabilen( A,C,E ve Selenyum) kimyasal maddelerdir.Bunlar vücuda alındıklarında metabolik faaliyetler sonucu oluşabilecek serbest radikallerin oluşumunu önler.Böylece serbest radikaller oluşamadığı için hücrelerede zarar veremezler ve yaşlanmanın olumsuz etkilerini gecikmesi sağlanmış olur.Yani antioksidanlar,serbest radikal gibi zararlı maddelerle savaşarak vücudumuza zarar vermelerini engeller.
İlk olarak yüzyılın mucizesi olarak adlandırılan ve iyi bir antioksidan deposu olan Spirulina ile başlamak istiyorum.Spirulina,mavi yeşil alglerden mikroskopik bir yosun türü.Basit bir su yosunu görüntüsündeki spirulina,doğadaki en zengin biyolojik değerde bitkisel proteine sahip.Doğadaki en zengin antioksidasyon ve demir oranına sahip bir besin kaynağıdır.Sütten kat kat fazla kalsiyum değerine sahip.Eczanelerden Spirulina Yosun Tableti olarak tedarik edebilirsiniz.
Aynı şekilde İskoçya’da satışa çıkacak olan ‘mor patates’ bol antioksidan zengini bir sebzedir.Londra’da Mor Majeste olarak adlandırılan yeni patates türü ise çok koyu tonda mor ve beyaz patateslere oranla on kat daha fazla antioksidasyon içeriyor.
http://www.stargazete.com/pazar/kirmizi-lahana-faydali-otlu-peynir-ilac-cay-masum-haber-249674.htm
MERHABALAR :)
Öncelikle neden KARBON DÜNYASI ?
Biliyoruz ki tüm canlı organizmalar çeşitli organik bileşiklerden oluşmuştur mesela saçlarımız,derimiz,kaslarımızı oluşturan proteinler,genetik yapımızı belirleyen DNA,yediğimiz sebze,meyve,giydiğimiz kıyafetlerin birçoğu ve kullandığımız ilaçların hepsi organik açıdan kimyasal maddelerdir.Örneğin sürekli yuttuğumuz Aspirin söğüt yaprağından,penisilin peynir küfü mantarından,sabunlar yağlardan elde edilir.
Bu açıdan değerlendirdiğimizde organik kimya hayatımızın içinde ve organik kimya denince akla gelen ilk element C olduğu için KARBON DÜNYASI dedim.
‘ İlk kimyacı kimdir’ sorusuna ‘Ateşi bulan ilk kişidir’ diye cevap verebiliriz. Yüzyılımızda gerek doğa bilimleri gerekse uygulamalı bilimler arasında uygarlığı en derinden etkileyen uğraşı alanlar içinde sayılabilen ‘Kimya ‘ insan topluluklarının toplumlaşma süreçleriyle yaşıttır.
Son olarak ünlü bir lafımız vardır : ‘Önce su sonra asit ‘ J diyerek blog sayfamı açıyorum J
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









