Sayfalar

30 Kasım 2010 Salı

ASPİRİN EFSANESİ ÇÖKÜYOR MU?

Kimyager Feelix Hoffman ‘ın asetilsalisilik asit üretmesiyle aspirin ortaya çıkmıştır ve asetilsalisilik aspirinin hammaddesidir.Kaynağı ise söğüt ağacıdır.Bilinen yanlışlardan ilk olarak kalp krizi ve felçteki rolü hatırlanıyor.Hatta bazı kanser türlerindeki önleyiciliği dile getiriliyor.Hamile bayanları tehdit eden ,prematüre ve ölü doğumlara sebep olan ‘preeklempsi’yi önlemede de yardımcı tek ilaçtır.
İstanbul-Avrupa Kardiyoloji Kongresi’ne sunulan araştırmaya göre sağlıklı insanların kalp krizi ihtimaline karşı her gün bir Aspirin alması,bilinenin aksine yarardan çok zarar getiriyor.Edinburgh Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda,8 yıl boyunca günde birer tane Aspirin alan denekler arasında görülen kalp krizi ve felç vakalarında almayan deneklere göre kayda değer bir düşüş görülmedi.Aksine Aspirin alanların bir kısmı mide kanamasından hastanelere kaldırıldı.Mide duvarını koruyan mide salgısının yapısını bozar, onun koruyucu etkisini ortadan kaldırarak tahriş eder ve kanamalara,ülsere sebep olur.
İskoçya’nın  Edinburgh kentinde bulunan Kalp ve Damar Hastalıklarını Önleme Merkezi Doktorlarından  Prof.Dr.Gerry Fowkes,Aspirin ‘i kimseye önermediğini belirtti.Oxford Üniversitesi’ndeki bilim adamları herşeye rağmen Aspirin’in kalp krizi riskini bir şans bile olsa azaltabileceğini fakat mide kanaması riskini arttırabileceğini belirtti..

27 Kasım 2010 Cumartesi

KOZMETİK SEKTÖRÜ VE KİMYAGERLİK

Kimyagerlerin kozmetik üretimi yapan işletmelerde ‘Mesul Müdür’ olabilmeleri,6269 sayılı Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği hakkındaki kanunla verilmiş Anayasal bir hak olup,5354 sayılı kozmetik kanununda bu yetki belirtilmiştir.Ancak,kimyagerlerin sorumlu teknik eleman olabilmeleri için 2 yıl fiilen kozmetik sektöründe çalışmış olma zorunluluğu getirilmiştir.Bu zorunluluk kimyagerlik mesleği ve ruhu açısından sıkıntılar getirmektedir.
Türkiye ‘deki  kozmetik –deterjan sektörü ülke kimya sanayisinin %12 lik kısmını oluşturmakta.Ülkemizde kozmetik üretiminin daha nitelikli olması için üretimden sorumlu teknik kişiler üretime tam anlamıyla hakim olmalı ve kimyasal olayları  takip ve kontrol edebilir olmalıdır.
Kozmetik üretiminde kullanılan hammaddelerin  çoğu ithal edilmekte ve bu ülke ekonomisi için büyük kayıptır. Halbuki bu maddeler ülkemiz koşullarında üretilebilir.Kimyagerler bu konuda gerekli eğitime sahiptirler.Ayrıca daha iyi üretim için yeni yüzey aktif madde tasarımı gereklidir ve bu da Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları ile mümkündür.
Türkiye Kimyagerleri Meslek Örgütü bunlar gibi birçok öneri dile getirmiştir.
18-19-20 Şubat 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek 1.Kozmetik Kongresi ne katılım bu sektör adına çok yararlı olacaktır.Detaylı bilgiye verdiğim link ten ulaşabilirsiniz..

26 Kasım 2010 Cuma

KOMPOZİTİN ZIRH GÜCÜ

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK)roketlere karşı üstün koruyuculu ‘kompozit zırh’geliştirdi.
Bu silahın içindeki bakır huzme,büyük bir basınçta gördüğü her katı cismi sıvı gibi algılıyor.Yani onların içinde,sanki sıvının içinden geçer gibi geçiyor.Yani maddenin artık dördüncü haline geliyor.Sıvı haldeki bakır huzme zırha çarptığı anda sapıyor.Yani delme,tahrip işlemi körelmiş oluyor ve zırh sisteminin içine hapsediyor,arkaya geçemiyor ve tahribat yapamıyor.İlkeleri  ise,buluş sahiplerinin tamamen yerli mühendis  ve kullanılan maddelerin de yerli olması.Ürünler, tamamen Türkiye ‘den temin edilebilir malzemeler kullanılarak geliştirilmiş. Bilgiyi paylaşan Kimya Bilgisi Bankası ‘na teşekkürler ..Videoya Kimya Bilgi Bankası nın facebook sayfasından ulaşabilirsiniz..

25 Kasım 2010 Perşembe

ANTİOKSİDAN

Son yıllarda fark ediliyor ki kansere vb.hastalıklara yakalanma oranlarında artış görülüyor.Tıp,bir yandan bu hastalıkların tedavisinde yeni olanakları araştırırken öte yandan da bu hastalıkları önleme yolunda çalışmalar yapmaktadır.
Antioksidanlardan çok bahsediliyor.Peki Antioksidan nedir?
Vücudumuzda üretildiği gibi dışarıdanda alınabilen( A,C,E ve Selenyum) kimyasal maddelerdir.Bunlar vücuda alındıklarında metabolik faaliyetler sonucu oluşabilecek serbest radikallerin oluşumunu önler.Böylece serbest radikaller oluşamadığı için hücrelerede zarar veremezler ve yaşlanmanın olumsuz etkilerini gecikmesi sağlanmış olur.Yani antioksidanlar,serbest radikal gibi zararlı maddelerle savaşarak vücudumuza zarar vermelerini engeller.
İlk olarak yüzyılın mucizesi olarak adlandırılan ve iyi bir antioksidan deposu olan Spirulina ile başlamak istiyorum.Spirulina,mavi yeşil alglerden mikroskopik bir yosun türü.Basit bir su yosunu görüntüsündeki spirulina,doğadaki en zengin biyolojik değerde bitkisel proteine sahip.Doğadaki en zengin antioksidasyon ve demir oranına sahip bir besin kaynağıdır.Sütten kat kat fazla kalsiyum değerine sahip.Eczanelerden Spirulina Yosun Tableti olarak tedarik edebilirsiniz.
Aynı şekilde İskoçya’da satışa çıkacak olan ‘mor patates’ bol antioksidan zengini bir sebzedir.Londra’da  Mor Majeste olarak adlandırılan  yeni patates türü ise çok koyu tonda mor ve beyaz patateslere oranla on kat daha fazla antioksidasyon içeriyor.
http://www.stargazete.com/pazar/kirmizi-lahana-faydali-otlu-peynir-ilac-cay-masum-haber-249674.htm



MERHABALAR :)

 Öncelikle neden KARBON DÜNYASI ?


Biliyoruz ki tüm canlı organizmalar çeşitli organik bileşiklerden oluşmuştur mesela saçlarımız,derimiz,kaslarımızı oluşturan proteinler,genetik yapımızı belirleyen DNA,yediğimiz sebze,meyve,giydiğimiz kıyafetlerin birçoğu ve kullandığımız ilaçların hepsi organik açıdan kimyasal maddelerdir.Örneğin sürekli yuttuğumuz Aspirin söğüt yaprağından,penisilin peynir küfü mantarından,sabunlar yağlardan elde edilir.
Bu açıdan değerlendirdiğimizde organik kimya hayatımızın içinde ve organik kimya denince akla gelen ilk element C olduğu için KARBON DÜNYASI dedim.
‘ İlk kimyacı kimdir’ sorusuna ‘Ateşi bulan ilk kişidir’ diye cevap verebiliriz. Yüzyılımızda gerek doğa bilimleri gerekse uygulamalı bilimler arasında uygarlığı en derinden etkileyen uğraşı alanlar içinde sayılabilen ‘Kimya ‘ insan topluluklarının  toplumlaşma süreçleriyle yaşıttır.
 Son olarak ünlü bir lafımız vardır : ‘Önce su sonra asit ‘ J diyerek blog sayfamı açıyorum J